|
Köprülü'nün
Kahramanları
Bu sitede Balkanlar, Köprülü ve Hemşerilerimiz ile ilgili bilgiler yazılar resimler bulabilir. Yöremizi gezmeden kısaca tanıyabilirsiniz.
Duygu ve düşüncelerinizi Bizden Haberler sayfasından iletebilir,
Çeşitli linkleri verilen siteleri ziyaret edebilirsiniz.
Köyümüzün Futbol Takımı
K.F. BASHKİM'in
resimlerine ulaşmak için
bu yazıya tıklayınız.
Yabulçişta;
Köyümüz Makedonya'nın Köprülü (Veles)ilinin Yabulçişta köyü olup yaklaşık 350 yıllık tarihi vardır. Günümüzde Anavatan'da yerleşik 10.000 civarında hemşerimiz bulunmaktadır. Hemşerilerimizin en yoğunlukta yaşadığı yer İstanbul un Gaziosmanpaşa ilçesidir. Zeytinburnu, Bahçelievler, Bayrampaşa, Eyüp, Fatih, Küçükçekmece ilçelerinde, Tekirdağ, Kırklareli, İzmir, Bilecik, Bursa, Ankara ve Adapazarında hemşerilerimiz bulunmaktadır. Balkan Harbi göçlerinden sonra 1950 li yıllarda Anavatan'a yine göçler başlamış 1970 lere kadar sürmüştür. Bu dönemde göç eden hemşerilerimiz çoğunlukla İstanbul'a yerleşmişlerdir. Bu gün Gaziosmanpaşa ve Zeytinburnu'nda Aynı mahallelerde yoğun olaak yaşamaktadırlar.(devamı yöremizin tarihinde)
-Sen çalış. İşine alış. Rızkın dişine kendi gelir.
-Akıl insanın külahında bir çividir. Yumruk yemeden içeri girmez.
-Çabuk gelen kötü şans, geç gelen iyi şanstan daha iyidir.
Arnavut Atasözü
Üstte: Köyümüzün Yeni Cami'si
Üstte: Köprülü saat kulesi
Altta: Üsküp Taş Köprü
Üsteli link Arnavutluk Müslüman forumunun sitesidir. Sitenin Türkçe versiyonu vardır.
Arnavutluktaki Müslüman kardeşlerimizin faliyetleri ve sorunlarını bu siteden takip edebilirsiniz.
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupa'lı"
Dedirir, yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahut kafesi!
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
Boşanır sırtlara vadilere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler,
Kahraman orduyu seyret ki, bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar...
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker,
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi,
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın.
Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
"Bu taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına,
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına,
Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan.
Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına.
Türbedarın diye ta fecre kadar bekletsem,
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem.
Tüllenen magribi akşamları sarsam yarana,
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana...
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Akif Ersoy
Ziyaretçi sayısı
|